top of page

Kurgudan Gerçeğe: İsrail’de Dans Eğitiminin Sahte Vaatleri

  • Yazarın fotoğrafı: Nadia Khayrallah
    Nadia Khayrallah
  • 15 May
  • 6 dakikada okunur

İsrail’in yerleşimci sömürgeciliği bugün çok az kişinin yabancı olduğu bir pratik. Ancak durum her zaman böyle değildi. On yıllardır Filistinlilerin uğradığı şiddeti görünür kılan politikacılar, akademisyenler, aktivistler ve sanatçılar sayesinde bugün İsrail’in iddialarının temelinde yatan ırkçı politikaları görebiliyoruz. Ekim 2023’ten beri Gazze’de süren soykırım, bize sadece İsrail’in beyaz üstünlükçü, sömürgeci ve İslamofobik yönünü göstermedi. Soykırıma karşı çıkan milyonlarca kişi olarak, söz konusu Filistinlilerin özgürlüğü olduğu zaman bugüne kadar paydaşı olduğumuzu düşündüğümüz kurumların politikaları üzerinde ne kadar az söz sahibi olduğumuzu gördük. Devletler vatandaşlarından, şirketler çalışanlarından, üniversiteler öğrenci ve akademisyenlerinden gelen Filistin’e destek taleplerini sistematik olarak göz ardı ediyor. Filistin, kazanımlarımız sebebiyle çoktan bittiğini sandığımız hak mücadelelerinin ne kadar canlı olduğunu hatırlatıyor. Temsili jestler Filistin’deki durumu iyileştirmiyor ama üzerimize düşeni yaptığımızı düşündürüyor. Asıl ihtiyaç olan gerçek, kapsamlı bir boykot ve samimi bir dayanışma. Bunu yaparken sesimizin Filistin’in sesini bastırmasına sebep olmadan ama kendi kurumlarımızın ataletini ve sessizliğini dönüştürmemiz gerekiyor. Venedik’ten Berlin’e, İstanbul’dan New York’a farklı kişi ve gruplar kurumların suskunluğunu teşhir ediyor. Filistin bugün dünyanın merkezi çünkü direnci ve inadıyla hepimize ne kadar uzun sürerse sürsün baskıya ve şiddete karşı direnmenin mümkün olduğunu hatırlatıyor. Kineo Dergi olarak Gazze’de başlayan soykırımın ilk yılında Depo ev sahipliğinde New York merkezli Dancers for Palestine ekibi ile bir konuşma gerçekleştirdik. Bu yıl Nakba gününde Dancers for Palestine ekibinden Nadia Khairallah’ın Dance Art Journal’da yayımlanan, İsrail’e giden dansçıların Filistin’deki apartheid rejimiyle yüzleşme deneyimlerini merkeze alan yazısını Kineo Dergi arşivi için Türkçeleştirmekten mutluluk duyuyoruz.



Her yıl dünyanın dört bir yanından çağdaş dansçılar, yenilikçi estetik anlayışların ya da sanatsal bir uyanışın peşinden giderek yaz, kış veya yıl boyu süren eğitim programları için İsrail’e akın ediyor. Birthright gezilerinin [Yahudi gençlerin İsrail’i ziyaret etmesi için gerçekleşen seyahat programı] genç Yahudi yetişkinleri İsrail’e dair bir kurgu ile cezbetmesine benzer şekilde, bu dans programları da yeni kuşak dansçıların İsrail’i ırkçı bir devletten ziyade ilerici bir sanat merkezi olarak görme ihtimaline yatırım yapıyor.


Boykot, Yatırımların Geri Çekilmesi ve Yaptırımlar (BDS) hareketinin bir parçası olan İsrail’e Yönelik Filistin Akademik ve Kültürel Boykotu Girişimi (PACBI), İsrail akademik ve kültürel kurumlarının devletleri tarafından gerçekleştirilen ağır insan hakları ihlallerinin uygulanmasına, aklanmasına ya da meşrulaştırılmasına ortak olmaları nedeniyle boykot edilmeleri çağrısında bulunmaktadır. Buna, ister doğrudan İsrail hükümetiyle bağlantılı olsun ister daha örtük biçimlerde İsrail’in kültürel hâkimiyetini teşvik etsin, farklı ülkelerden dans programları sunan tüm kurumlar dahildir.*

lily bo shapiro, Fotoğraf: Ju Roncha
lily bo shapiro, Fotoğraf: Ju Roncha

Bu dans programlarının birçok mezunu, apolitik, orta yolcu ya da İsrail yanlısı eğilimlerle İsrail dansının hevesli savunucuları olmaya devam ediyor. Ancak bir zamanlar bu programlara katılmış olsa da bugün Filistin özgürlüğünü ve PACBI/ BDS’yi destekleyen dansçıların sayısı giderek artıyor. Okuduğunuz yazı, bu dansçıların dördü ile yapılmış görüşmelerin dökümüdür.


Dr. Megan Curet – Porto Riko’lu bir dans sanatçısı, araştırmacı ve Bronx’ta yaşayan bir dekolonyal eğitmen. 2014’te 24 yaşındayken Tel Aviv’de yaşadı ve Suzanne Dellal Dance Centre’de Gaga dersleri aldı.


Zoe W. –Yahudi, kuir, trans bir dansçı, sanat yöneticisi ve Kuzey Carolina’da ergoterapi öğrencisi. 2018 yılında üniversitede okurken Hebrew University of Jerusalem [Kudüs İbrani Üniversitesi] ve Jerusalem Academy of Music and Dance [Kudüs Müzik ve Dans Akademisi] ortak programı olan Dance Jerusalem’e katıldı.


Nash Wong – Çinli-Kanadalı, kuir, trans ve engelli bir disiplinlerarası sanatçı. 2017 yılında 18 yaşındayken Tel Aviv’de  Gaga Summer Intensive programına katıldı.


lily bo shapiro – New York’lu bir Aşkenaz ve Çinli dans sanatçısı, eğitmen, tiyatro çalışanı, ve bakım çalışanı. 2013’te 22 yaşındayken Masa Israel desteğiyle Vertigo Dance Company’nin Kudüs’teki eğitim programına katıldı.


Bu eğitim gezilerinin gerçekleştiği yıllarda İsrail ordusu Gazze ablukasını ve Batı Şeria işgalini sürdürerek Filistinlilerin hareket özgürlüğünü, gıda, su ve elektriğe erişimini kısıtlamaya devam ediyordu. Ordu, Batı Şeria’daki yasa dışı İsrail yerleşimlerinin genişlemesini destekledi, 2014’te Gazze’ye yönelik savaş sırasında 2000’den fazla Filistinliyi öldürdü ve 2018-2019 Büyük Dönüş Yürüyüşü gösterileri sırasında Gazze sınırında 200’den fazla protestocuyu vurdu. Ancak bu dansçılar, çoğu akranları gibi, ilk etapta Filistinlilerin gündelik gerçekliklerine karşı duyarlı değillerdi.


Bazıları politik farkındalıklarını bu geziler sırasında geliştirmeye başlarken, bazıları bunu yıllar sonra yaşadı. Deneyimlerini paylaşan dansçılar, propaganda olarak dans turizminin neden cazip olduğunu ve sonunda bunun ötesini nasıl görebildiklerini anlatarak yeni perspektifler sunabilirler.


İsrail’e Gidiş Sebepleri


Bütün dansçılar, İsrail’de dansı keşfetmeye yönelmelerinde Gaga’nın artan popülaritesinin etkili olduğunu belirtti. Gaga, Ohad Naharin tarafından Batsheva Dance Company için geliştirilen, doğaçlamaya dayalı bir hareket dilidir. 2010’larda uluslararası ölçekte yaygınlık kazanmıştır ve bugün 20 ülkede öğretilmektedir.


Dr. Megan Curet, Ölüdeniz, 2014
Dr. Megan Curet, Ölüdeniz, 2014

Zoe, “Mr. Gaga” belgeselini izlemişti. Film, Gaga’yı eğlenceli, davetkâr ve tüm hareket eden bedenlere açık bir pratik olarak gösteriyordu. Lisede bir yaz yoğunlaştırılmış programında Gaga’yla tanışan Nash ise, kendisinin bale temelli çağdaş dans eğitimiyle karşılaştırıldığında, Gaga’nın içsel odağı, haz vurgusu ve katı bir yapıya sahip olmayışı sayesinde kendisini “özgürleşmiş” hissettiğini söylüyordu. Megan, Graham tekniği eğitiminin sertliğine kıyasla Gaga’ya, bedeni fiziksel olarak daha sürdürülebilir biçimde hareket ettirmenin bir yolu olarak ilgi duydu. lily bo ise, İsrail’den çıkan dansta “daha gerçek ya da daha ham” bir şey olduğuna, “büyük bir çatışma bölgesinden çıkan hiçbir şeyin buna benzemediğine” dair söylemler duyduğunu belirtti.


Bu dansçılar, Siyonizm etrafında şekillenmiş belirgin politik görüşler geliştirmemiş oldukları halde bu yurtdışı eğitim gezilerine katıldılar. Ancak lily bo, Yahudi kimliğiyle bağlantılı bir “ev hissi ve aidiyet duygusu” yaşayıp yaşamayacağını merak ediyordu. Çoğu dansçı, “çatışmanın fazla karmaşık olduğu için anlaşılamayacağı”, sonsuz olduğu ya da çözülemez olduğu yönünde inançlara sahipti. Zoe ise İsrail’i eleştiren arkadaşlarından duydukları sayesinde biraz daha politik olarak hazırlıklıydı, ancak yine de “kararsız” kalmıştı ve yurtdışı eğitiminde farklı bir bakış açısına sahip olacağını umuyordu.


Bir Marka Olarak İsrail ve Tel Aviv Dans Turizmi


Politik olarak ilgisiz Kuzey Amerikalılar, İsrail’in 21. yüzyıldaki “ulusal markalama” stratejisinin, Brand Israel’in, başlıca hedef kitlesini oluşturur. Daha eski, İsrail yanlısı argümanları yaymaya stratejilerinin aksine bu yeni yaklaşım; sanat, kültür, turizm ve iş dünyası üzerinden uluslararası izleyicilere İsrail’le ilgili olumlu duygusal çağrışımlar üretmeye dayanır. Böylece politik tartışmalar arka plana itilir. Çağdaş dans ile turizmin birleşimi, bu modele mükemmel biçimde uyum sağlar. Açık politik içerik üretmeden güçlü bir duygusal çekim yaratılır.


Öğrenciler özellikle -az sayıda Filistinlinin yaşadığı, sahil kenarında, “trend” bir şehir olarak görülen- Tel Aviv’de daha apolitik ve olumlu bir deneyim yaşamaya yatkındır. Nash, Tel Aviv’deki zamanını “kaygısız” olarak tanımlıyor: “Gaga dersleri almak, sahile gitmek, her gün falafel ve humus yemek” ve gece hayatını ilk kez deneyimlemek. Benzer şekilde Megan da başlangıçta Tel Aviv’i romantize ettiğini, “dünyanın dört bir yanından dansçıların yöneldiği böyle güzel bir hareketi, çok havalı ve çok güvenli bir yerde yapabiliyorum” diye düşündüğünü anlatıyor.


Kudüs’te Karışık Duygular


Megan’ın “turizm propagandası” olarak adlandırdığı deneyim, çok etnikli bir şehir olan ve apartheid ile militarizmin görünür izlerini taşıyan Kudüs’te kesintiye uğrar. Zoe, militarize edilmiş kampüs güvenliğini, Kudüs’ü Batı Şeria’dan ayıran görünür duvarı ve kentin Arap bölgelerine girilmemesi yönündeki uyarıları hatırlar. lily bo ise “yalnız askerler” (İsrail ordusunda görev yapan fakat İsrail vatandaşı olmayan askerler) ile aynı konutta kaldığından ve kamusal alanda silah taşıyan gençleri gördüğünden bahsediyor.


lily bo Kudüs’teyken şehrin “yüklü ve yoğun bir tarihe sahip” bir yer olduğunu hissetmiştir. Buna karşılık, Vertigo Dance Company ile yürüttükleri -dikkat çekici derecede apolitik- eğitim sürecini “diğer her şeyden kopuk” bir deneyim olarak tarif ediyor. lily bo programdan erken ayrılmıştır. Orada neden bulunduğundan emin değildir, ancak daha fazla öğrenmeye, durumu entelektüel ve politik olarak anlamaya ihtiyacı duyar.


Zoe, o sırada gözlemlerini tam olarak netleştiremese bile İsrail dans sahnesine dair yaşadığı hayal kırıklığının, içinde bulunduğu çevreyi romantize edişinin sona ermeye başladığını düşünüyordu. Başlangıçta Gaga’nın güzelliği ve sözde kapsayıcılığına hayran kalan Zoe, zamanla bu pratiğin profesyonel standartlarının aslında Amerikan dans dünyasındaki standartlarla aynı olduğunu —“hala zayıf, beyaz ve bedensel olarak engelsiz bedenleri öncelediğini”— fark etti. Buna karşılık, estetik gerekçelerle daha çok tercih edilen sınıf arkadaşlarının daha az eleştirel olduklarını; program boyunca apolitik kalmayı sürdürdüklerini ya da zamanla Siyonizm’e daha fazla yakınlaştıklarını gözlemledi.

Nash Wong, Fotoğraf: Kendra Epik
Nash Wong, Fotoğraf: Kendra Epik


Kurguyu Dağıtmak


Megan için bu kurgu, 2014 Gazze Savaşı sırasında, “etrafındaki insanların bu kadar çok sivilin öldürülmesini meşrulaştırabilmesi” gerçeğiyle kırılmaya başlar. Irkçılığa maruz kaldığındaki deneyimleri onun Filistinlilere yönelik şiddetin sorumluluğunu Filistinlilere yükleyen ve İsrail’den önce toprakların boş ve işlenmemiş olduğunu öne süren argümanları daha net görmesini sağlar: “Ben Siyah olduğum için ve Latin olduğum için minnettarım; çünkü bir noktada bunu yeterince dinlediğinizde ‘bir dakika, bu bana tanıdık geliyor’ demeye başlıyorsunuz.”


Bu farkındalık Megan’ı Batı Şeria’yı ziyaret etmeye ve Filistinli dansçılarla temas kurmaya yönlendirir. Yine de yıllar boyunca, İsrail dans sahnesinin yüzeydeki özgürlükçülüğüne ve tek başına sanatsal işbirliğinin barış üretebileceği fikrine dair yanılsamalarını tamamen terk etmez. Ancak 2017’ye gelindiğinde, Batı Şeria’ya yaptığı birkaç ziyaret ve liberal Siyonist meslektaşlarıyla yaşadığı sarsıcı konuşmaların ardından, “Siyonizmle normalleşmeyi içeren hiçbir çıkış yolu olmadığı” sonucuna varır ve kültürel boykotu desteklemeye başlar.


Diğerlerinin farkındalıklarını arttırmak için sosyal medya videoları etkili olur. Zoe için bu, 2020’de Batı Şeria’da yerleşimcilerin bir Filistinli ailenin evini ele geçirmesini gösteren bir videoydu. Nash için ise 2021’de Kudüs’te İsrail polisinin Mescid-i Aksa’ya baskın düzenlediğini gösteren görüntülerdi. İkisi için de videolar, Filistin tarihi ve aktivizmiyle daha derin bir şekilde ilgilenmeleri ile sonuçlandı. Nash, 2020’de Black Lives Matter protestoları ile yeniden güçlenen ırkçılık ve sömürgecilik karşıtı politik bilinçlenmenin, Filistin bağlamında sömürgeciliği tanımalarını kolaylaştırdığını belirtiyor.


Bir Öneri ve Hatırlatma


Bazı dansçılar İsrail’deki eğitim deneyimleri üzerinden dolaylı bir biçimde Filistin özgürlük hareketi ile tanışmış olsalar da, aynı yolu izlemeyi tavsiye etmiyorlar. Zoe durumu şöyle özetliyor: “İsrail’de yurtdışında eğitim almayı düşünen insanlar için şunu hatırlatmak istiyorum: Bir dansçı olarak öğrenmenin ve gelişmenin, aynı zamanda politik bakış açısını genişletmenin, propaganda makinesine katkı sunmayan yolları var. Fakat eğer halihazırda bu makinenin içine girdiyseniz de, sonrasında öğrenmek ve değişmek mümkün.”


* Vertigo Dance Company ve Kibbutz Contemporary Dance Company, İsrail devlet kurumlarından fon almış ve bu fonların koşulları arasında devleti olumlu biçimde temsil etme yükümlülüğü bulunan kurumlar olarak tanımlanmaktadır; Gaga ile yakın ilişkili Batsheva Dance Company için de benzer bir durum söz konusudur. Hebrew University of Jerusalem ise orduyla işbirliği yapan bir kamu kurumudur. Ayrıca Masa Israel, İsrail hükümeti ile Jewish Agency for Israel’in ortak bir projesi olarak birçok dans gezisini finanse eder; çeşitli programlara burslar sunar ve doğrudan Kibbutz Contemporary Dance Company ile ortaklıklar yürütür.


Yorumlar


bottom of page