İsviçre’yi mesken tutan Steps! Çağdaş Dans Festivali’nden izlenimler
- Mehmet Kerem Özel

- 10 saat önce
- 6 dakikada okunur
İsviçre'nin her bir köşesindeki yaklaşık 40 tiyatro kurumunun mekanını açarak işbirliği yaptığı, MIGROS- Kulturprozent'in bir projesi olarak hayata geçirilenen Steps! Çağdaş Dans Festivali bu yıl 20. yaşını kutladı. 5-29 Mart 2026 tarihlerinde düzenlenen festivalde, genel sanat yönetmeni Valeria Felder’in İsviçre'nin içinden ve dışından davet ettiği, -dansın günümüzde edindiği farklı çehreleri, yani sadece çağdaş dansı değil, koreografinin yeni sirk disipliniyle, akrobasiyle flörtleşen örneklerini de temsil eden geniş bir yelpazede- 10 dans topluluğu 11 farklı programla seyircilerin karşısına çıktı.
19-21 Mart 2026 tarihlerinde festival dahilinde Baden ve St. Gallen şehirlerinde gerçekleşen gösterimleri takip etme imkanım oldu. Zürih’e trenle 20 dakika uzaklıktaki şirin kaplıca kasabası Baden'daki 1952 tarihli modernist mimarlık örneği Kurtheater'da İsveç'ten gelen GöteborgsOperans Danskompani (Göteburg Operası Dans Topluluğu)'ndan Double Bill* ve İsviçre’nin kuzeyinde, Barok dönemden kalma kütüphanesi ile ünlü St. Gallen'daki eski lokomotif garajından dönüştürülmüş Lokremise’de Kanada'dan gelen People Watching topluluğundan “Play Dead” adlı gösterileri seyrettim.
Festival sadece gösterilerden oluşmuyordu; amatörler veya profesyoneller için atölye çalışmaları, hip-hop all style dans maçı (dance battle), ilk- ve ortaokullara özel atölye çalışmaları ve gösteriler gibi yan etkinlikler de vardı. Bunlara ek olarak, her gösterim ardından fuayelerde bazen dansçıların, bazen koreografların, bazen de toplulukların genel sanat yönetmenlerinin katıldıkları, yaklaşık yarım saat süren söyleşiler planlanmıştı. İlginç bir tanesi ise, 19 Mart akşamki gösteri öncesinde benim de katıldığım “Bewegte Einführung”** başlıklı etkinlik idi. Tiyatro binasının şehir parkına bakan bütünüyle şeffaf, adeta ideal bir yoga/dans stüdyosu karakterinde ve yalınlığında olan fuayesinde, gösterimin başlamasından bir saat önce, GöteborgsOperans Danskompani’den iki dansçı, Frida Dam Seidel ile Ursula Urgeles, 15-20 kişilik bir seyirci grubuyla yarım saatlik bir dans seansı gerçekleştirerek; mekana, bedenlerimize ve birbirimize olan farkındalığımızı arttırdılar. Bir dans gösterisi öncesinde, az sonra seyredeceklerimize dair sözel bir sunum dinlemektense, dans ile doğrudan ilişki kurmak özgürleştiriciydi. Bunu, hele de yarım saat sonra sahnede bizzat olağanüstü şekilde dans ettiklerine tanık olacağımız sanatçıların yönlendirmeleriyle yapmak keyifliydi de.

Spirit Willing
Yirmi yıldır Vancouver'da yerleşik olan Out Innerspace topluluğunun kurucuları olan Tregarthen ile Raymond, on yıldan beridir de Crystal Pite’ın dans topluluğu Kidd Pivot’un gösterilerinde yaratıcı dansçı olarak görev alıyorlar. Kendi topluluklarının yanısıra Ballet BC (Kanada), Netherlands Dance Theatre 2 (Hollanda), Hessisches Staatsballett (Almanya), Gibney Dance (New York) ve 2026 Haziranı’nda prömiyer yapacak olan yeni yapıtlarıyla Opera Ballet Vlaanderen (Belçika) ile işbirlikleri de yapan ikili, GöteborgsOperans Danskompani ile ilk defa 2025 yılında çalışmış ve geçtiğimiz Ekim ayında Göteborg’da “Spirit Willing” adlı yapıtlarının dünya prömiyerini gerçekleştirmişler.
“Spirit Willing” GöteborgsOperans Danskompani’nin Steps! festivalinde sunduğu Double Bill programının ilk yapıtıydı. 17 kişilik kalabalık bir dansçı kadrosuna sahip, yaklaşık 30 dakika süren yapıt koreografik olarak kişinin hareket geçme konusunda bedeni ile psişik dünyası arasında yaşadığı tereddütten yola çıkmış: Kişinin psişik ya da bedensel yanlarından birinin içsel direnci onu geri tutup, harekete geçmesini engellerken diğer yanının hareket etme isteğiyle davranması, iki durum arasında, yani eylem ile eylemsizlik arasında sıkışıp kalma hali, azimle bu ara durumu aşma ve ileriye doğru hamle yapma dürtüsü, ve tek bir bireyle başlayan bu değişimin önce küçük, giderek büyüyen jest ve hareketlerle çoğalarak çevredeki diğerlerini de etkileme potansiyeli…
Tregarthen ile Raymond’ın koreografisi bütünüyle bu anafikir ve ondan yola çıkan sorular ve durumlar üzerine kuruluydu. Esas heyecan verici olan ise, ikilinin koreografiye bu anafikir üzerinden yaklaşarak oldukça farklı, yaratıcı, yenilikçi ve bunların sonucunda da etkileyici hareket formlarına ulaşmış olmalarıydı. Kişisel olarak beni daha da etkileyen ise yapıtı, çıkış noktasını gösteri broşüründen veya herhangi başka bir yerden okumadan seyredip, sadece koreografiden bu durumu fark etmiş, “okumuş” olmaktı. Dansçılarının bedenlerinin bazı parçaları, örneğin torsoları öne doğru hamle yaparken, başka uzuvları diğer yöne gitmeye çalışıyordu, ya da bedenlerinin bir uzvunun, örneğin bacaklarının aşırı şekilde bükülerek yükselmesi bedenlerinin diğer parçalarının örneğin başlarının savrulmasına neden oluyordu. Tabii ki bu ikili gerilim arasında kalan bedenlerin dengelerinin; her an bozulma ve her an farklı bir uzuvla tekrar sağlanma halleri de koreografinin çok bariz şekilde okunabilen taraflarından biriydi.
Koreografisinin yanısıra “Spirit Willing”in başka bir övgüye değer tarafı ise ışığıydı. James Proudfoot imzalı ışık tasarımı Tregarthen ile Raymond’ın anafikrine hizmet eder şekilde sahnede hareket eden figürleri sıkıştırıyor, rahatlatıyor, onlara alan açıyor, bazen de alan bırakmıyor, onları çoğunlukla üstten verilen ışıkla ya noktasal alanlarla ya da çizgisel yollarla kısıtlıyordu.

ima
GöteborgsOperans Danskompani’nin Double Bill’inin ikinci yapıtı eski Batsheva dansçısı ve artistik direktörü Sharon Eyal’in “ima”sıydı. “ima”, son yıllarda dünya çapında gerek kendi topluluğuyla, gerekse de davet edildiği sayısız toplulukla ürettiği yapıtlara büyük bir ilgi ve talep olan Eyal’in GöteborgsOperans Danskompani için tasarladığı dördüncü gösteri. GöteborgsOperans Danskompani Eyal’in, şimdiye kadar altı yapıt sahneye koyduğu NDT’den sonra en fazla işbirliği yaptığı topluluk. Dolayısıyla GöteborgsOperans Danskompani’nin dansçıları Eyal’in özgün koreografik dünyasına aşikar olmanın ötesinde alışıklar da. Yıllar içinde birbirini tanımış olmanın verdiği güven gerek koreografideki cesaretten gerekse de dansçıların bedenlerinden okunuyordu.
Yapıtları hakkında kaleme aldığım daha önceki yazılarımda belirttiğim gibi Eyal, güçlü bir bedenselliğin hakim olduğu çalışmalarıyla, günümüz dans sahnesinin bildik hareket dağarcığının yanısıra beden ifade biçimlerine de meydan okuyan ve bu haliyle, gerek hareket dili gerekse de estetik dili damga gibi ilk bakışta tanınabilen az sayıdaki koreograftan biri. Peki, Eyal’in yapıtlarının, onlarla nerede karşılaşsanız hemen tanımanızı, başka birininkiyle karıştırmamanızı sağlayan özellikleri neler diye sorarsanız, -kişisel cevabımı daha önceki yazılarımdan birinden aynen alıntılarsam- şöyle olur: “Eyal’in yapıtlarında odak tamamıyla dansçıların bedenlerindedir; bedendeki her bir tekil kas parçasının hareket olanakları sonuna kadar araştırılmıştır ve tüketiliyordur. Özellikle neredeyse bütün yapıt boyunca ayak parmakları üzerinde hareket etmek hem dans eden bedene hem de seyreden bedene müthiş bir enerji ve gerilim yükler. Biçimsel olarak ise onun yapıtlarında genellikle homojen bir genel izlenim yaratan ve minimal hareketlerden oluşan grup koreografisi, solo, duo veya trio danslarıyla ondan sıyrılan bireyler veya küçük gruplar için bir arka plan işlevi görür. Eyal’in yapıtları da bariz anlatılar içermezler; daha çok, insan varoluşunun temel koşullarını ele alan ruh hallerini ve duyguları ortaya sererler.”***
15 dansçının icra ettiği yaklaşık 40 dakikalık “ima”; koreografik, biçimsel, strüktürel ve de seyircide uyandırdığı duygular açısından tam da böyle bir yapıttı. Adının İbranice'de “anne” anlamına gelmesi benim için seyrederken bariz bir anlam ifade etmedi, ki yapıtın solo, duo ve trio kısımlarında sonradan üç kadın dansçı öne çıkacak olsa da ilk kısmının koreografik olarak baskın figürü bir erkek dansçının solosuydu. Bu rolde Miguel Duarte’nin benzersiz olduğunu belirtmenin yanısıra, özellikle Frida Dam Seidel’in duygusuyla, anda var oluyor olmasıyla ve yüksek seviyede adanmışlığıyla üç kadın solo dansçı arasından sıyrıldığını söylemeliyim.
Gösteri sonrasındaki soru-cevap seansında topluluğun genel sanat yönetmeni Katrin Hall’den Eyal’in tam da bu yapıtının prova sürecinde annesini kaybettiğini öğrendikten sonra yapıtı tekrar anımsadığımda, anne figürünün bir insanın hayatında var ve yok olma hallerinin yapıtta akılla veya elle tutulur bariz durumlarla değil, yoğun ve hassas bir duyusallıkla ve adeta hipnotize eder gibi sürükleyerek içine çeken atmosferle seyirciye hissettirilmiş olduğunu fark ettim.
Eyal’in, bu sefer yapıtlarının kadim ortağı ve bestecisi Gai Behar yerine Fransız besteci Josef Laimon’dan kullandığı nabız gibi atan elektronik müziğin de yine yapıta, ritim sağlamanın yanısıra içerdiği minimal melodiler yoluyla duygu da yüklediğini ve böylece yapıtın duyusal atmosferini güçlendirdiğini düşünüyorum.

Play Dead
Ruben Ingwersen, Jérémi Levesque, Natasha Patterson, Brin Schoellkopf, Jarrod Takle ve Sabine Van Rensburg’un 2020 yılındaki pandemi kapanması sırasında biraraya gelerek kurdukları People Watching, Montreal merkezli bir kolektif. Daha önce The 7 Fingers, Circa, Cirque du Soleil, Cirque Éloize gibi topluluklarda ve Broadway’deki gösterilerde çalışarak her biri kendi alanında kendini kanıtlamış bu altı çağdaş sirk sanatçısının hedefi, çağdaş sirk sanatını yeniden yorumlayarak kendilerine özgü bir dil yaratmakmış. Bunun için de yukarıda adını saydığım toplulukların işlerine hakim olan görkem ve yeteneklerin sergilendiği alışılagelmiş sirk rutinleri yerine çağdaş dans ve fiziksel tiyatrodan beslenen, üç disiplinin kesişiminde yapıtlar üretmek üzere yola çıkmışlar. Halen dünyayı gezmekte olan, 2023 tarihli ilk yapıtları “Play Dead” tam da bu minvalde, yetenek gösterilerinin birbiri ardı sıra dizilerek sergilenmesi yerine, -adeta teyel yapar gibi seyrek ve hafif bir şekilde birbirlerine tutturulmuş olsalar da- çağdaş sirkin fiziksel tiyatro ve dans ile entegre edildiği bir gösteri.
“Play Dead” içerik olarak ise, bir ev ortamındaki insanların arasında vuku bulan gündelik ve sıradan ilişkilerin ve karşılaşmaların içinde gizlenmiş küçük kıvılcımları, sürreal ve absürd durumları ortaya çıkarmaya yönelik, iç içe geçmiş ve mizah dolu kısa öykülerden oluşan bir anlatıya sahip. Bu anlatı doğrusal değil, aksine; tanıdık ve rahatsız edici, grotesk ve hassas anların akıcı bir sahne diliyle güçlü ve şiirsel imgelere dönüştürüldüğü bir mozaik sunuyor.
Bir evin salonunda birbirleriyle ve salondaki eşyalarla karşılaşan figürlerden ve durumlardan bazıları şunlar: Diğer dünyayla bağlantısı varmış gibi duran ağır, kunt bir gardıropla adeta güreşen ince, hafif bir kadın, bacakları kırılıp eğimli bir platforma dönüşen bir masada bıkıp usanmadan kayarak dans eden iki adam, kollarıyla bir perdeye asılıp sarkan kadın, S şeklindeki tête-à-tête koltukta kıvrılarak birbirleriyle etkileşime giren kadın ile adam, çubukların ucuna takıp döndürdüğü tabakları düşmesinler diye kovalayan adam, ardarda dizdiği şampanya şişelerinin ucuna basarak yürüyen adam… Sigara içmek için yakmaya çalıştığı çakmağı bir türlü yakamayan adamın o başarısız anda takılı kalan tekrarı… Adamın ona nefessiz kalırcasına anlattıklarından sıkılan kadının suratı adamı dinliyormuş gibi dururken iç dünyasının yansıması olarak bedeninin, geriye doğru kıvrılıp ondan uzaklaşmaya çalışan tepkisi… Sahne kapkaranlıkken seyirciye paralel hat boyunca iki yana sallanan ışık spotunun o sırada aydınlattığı sahne kısımlarında yapılan hareketlerin, ilişkilerin, karşılaşmaların o anda görünür olan halleri... Salınan spotun bir anda ipinden kopartılıp sahnedeki figürler arasında yakar top gibi paslaşılmasıyla, spot sahnede nereye tutulursa oranın seyirciye görünür kılınması…
“Play Dead” tam da “ölü taklidi yapmak” anlamına gelen adına öykünerek; oyun ile ölüm, neşe ile acı, sevinç ile hüzün, hafiflik ile geçicilik arasında sürekli gidip gelen ama hep de dengede, o ikiliklerin aralarında kalan anlarda asılı kalma duygusunu yaşatıyor seyirciye.
Kolektifin bu yılın sonunda prömiyer yapacak olan ikinci çalışmasını merakla bekliyorum…
___________________________________________________________________________________________
* İngilizce “double bill” bir topluluğun tek bir akşamda iki farklı yapıt sahnelediğinde kullanılan genel bir terim. Dolayısıyla Türkçe’ye “çifte gösteri” olarak yapılan çeviri, terimin anlamını tam olarak karşılamaz. Bu nedenle yazıda terimin İngilizce haliyle kullanılması tercih edilmiştir.
** “Bewegte Einführung” için, birebir Türkçe’ye çevrildiğinde “Hareketli Tanıştırma/Giriş”, serbest bir çeviriyle ise “Hareket ile Tanıştırma” denebilir.
*** “Bir akşam iki dünya prömiyeri”, unlimited, 6 Haziran 2023, https://www.unlimitedrag.com/post/bir-akşam-iki-dünya-prömiyeri




Yorumlar