Dans dünyasının ikonlarından birine dair biyografik bir bale: “Nurejew”
- Mehmet Kerem Özel

- 1 gün önce
- 6 dakikada okunur
“Nurejew” (Nureyev) 2025-26 sezonunda Staatsballett Berlin (Berlin Devlet Balesi)’nin repertuvarına alınan ve 21 Mart- 25 Nisan 2026 tarihleri arasında 12 defa sahnelenmiş olan bir gösteri. Bale topluluğunun sahnelediği bir yapıt olduğu için “Nurejew”in tabii ki bir koreografı var, Yuri Possokhov. Ama, gösterinin esas yaratıcısı; librettosunu yazan, sahneye koyan ve sahne tasarımını yapan Kirill Serebrennikov.
Kirill Serebrennikov, adeta bir Rönesans sanatçısı gibi on parmağında on marifet olan bir isim; filmleri Cannes'da yarışıyor ve ödül alıyor, tiyatro oyunları Almanya'nın önde gelen tiyatro toplulukları tarafından repertuvara alınıyor, Ruhrtriennale'den Avignon'a dünyanın önemli tiyatro festivallerine davet ediliyor ve operaları Avrupa'nın önemli opera kurumları tarafından paylaşılamıyor. Serebrennikov birçok konuda Rusya hükümetinin tutumuna karşı çıktığı, liberal ve LGBT dostu görüşleriyle tanındığı için 2017 yılında, sonradan siyasal amaçlı ve uydurma olduğu ortaya çıkan bir gerekçeyle tutuklandı ve iki yıl ev hapsine mahkum edildi.
"Nurejew" 2017 yılında Serebrennikov’un ev hapsi sırasında uzaktan direktifle Moskova Bolşoy Tiyatrosu'nda sahneye koyduğu bir yapıt. Konu edindiği ünlü balet, koreograf ve orkestra şefi Rudolf Nurejev’in eşcinsel kimliğini saklamadığı için Rusya’da önce dünya prömiyeri ertelenen gösteri, ardından +18 yaş sınırı ile sahnelenmeye başlanmıştı. “Nurejew” 2018 yılında, bale dünyasının en prestijli ödüllerinden biri sayılan ve 1992 yılında beridir Uluslararası Dans Birliği tarafından her yıl Moskova’da verilen Prix Benois de la Danse’da en iyi koreograf, en iyi sahne tasarımı, en iyi müzik (Ilya Demutsky) ve en iyi erkek dansçı (Vladislav Lantratov) ödüllerini aldı. Gösteri, Serebrennikov’un, 2022 yılında cezasının iptali ve seyahat yasağının kaldırılmasının ardından Rusya’dan ayrılmasıyla birlikte ise, Bolşoy Tiyatrosu’nun repertuvarından kaldırıldı. “Nurejew” şimdi, dünya prömiyerinden dokuz yıl sonra, 2023-24 sezonundan beridir Staatsballett Berlin’in artistik yönetmeni olan koreograf Christian Spuck’un vizyonu ve gayretiyle, Serebrennikov'un yeni vatanı Almanya'da tekrar hayat buldu.

"Nurejew" için sadece bir bale yapıtı demek yeterli değil ve hatta haksızlık. "Nurejew" balenin, tiyatronun ve operanın harmanlandığı, dolayısıyla bale topluluğunun yanısıra bir tiyatro oyuncusu, bir bariton, bir mezzosoprano, bir kontrtenor, opera korosu ve kalabalık bir figüran ekibin görev aldığı, opera orkestrasının icra ettiği canlı müziğin eşlik ettiği, ara dahil üç saatlik dev bir “gesamtkunstwerk”*.
Serebrennikov “Nureyew”te, dans dünyasında 20. yüzyılın hem mesleki başarı hem de kişilik olarak en özel, en sıradışı performansçılarından, hatta ikonlarından biri olan Rudolf Nureyev'i bize tarihsel olarak çizgisel bir anlatıya sahip klasik bir biyografi yerine, onun mesleki veya kişisel hayatından seçtiği bazı dönemleri, anları, ilişkilerini, dostluklarını bir araya getirdiği bir portre olarak sunuyor. Dolayısıyla yapıtın parçalı bir yapısı var; adeta bir yap-boz gibi.
Parçaları birbirine bağlayan üst anlatı, Nureyev’in ölümünün ardından vakfına gelir sağlamak amacıyla New York ve Londra’da düzenlenen ve kişisel eşyalarının satıldığı Christie’s’deki müzayedeler. Serebrennikov’un bu müzayedelerden yola çıkarak kurduğu üst anlatı iki açıdan anlamlı ve güçlü. İlki, önemli bir kişiliğin hikayesini onun sahip olduğu eşyalara dair anıların hatırlanması, sınıflandırılması ve açık artırmaya çıkarılması üzerinden anlatıyor olmak. İşte, yap-bozu birleştiren parçalar bu eşyalar oluyor, ve her biri yapıtı kuran sahnelerden birinin ana fikrini oluşturuyor. Bunlardan bazıları: Nureyev’in Batı’ya iltica edip ünlü olduktan sonraki bale gösterilerinde giydiği kıyafetlerden yola çıkarak; bale dünyasındaki konumu, bencil ve hırçın kişiliği, Londra Balesi’nde Margot Fonteyn ile kurdukları kimyası benzersiz ikili… Vaganova Bale Akademisi’nde öğrenciykenki karnesinden yola çıkarak; eğitim yılları… Kişisel koleksiyonundaki çıplak erkek tablolarından yola çıkarak; kendine layık gördüğü kralvari konum… Dostları tarafından Nureyev’e yazılan mektuplardan yola çıkarak; iç dünyası… Ünlü ABD’li fotoğrafçı Richard Avedon’ın çektiği bazıları çırılçıplak fotoğraflardan yola çıkarak; Nureyev etrafında gelişen hayranlık ve ilgi çemberi…
Müzayede fikri, bir sanatçının radikal bir şekilde yaşadığı hayatın bile nihayetinde nesnelere ayrıştırılarak piyasaya sürülüyor ve farklı mülkiyetlere geçiyor olmasını imlemesi açısından da çarpıcı. Bu bağlamda ve Nureyev’in özelinde bakıldığında müzayede fikri sanata dair keskin ve acı bir yorum barındırıyor.
Sereberennikov’un, müzayede fikriyle bağlantılı iki mizansen tercihi de gösterinin bütüncül dünyasını mükemmelen tamamlıyor. Bunlardan ilki, müzayede salonundaki müşterilerin fiyat arttırmak için kollarını kaldırmak yerine, bir-iki kelimelik bale hareketleri icra etmeleri, ki yapıt ilerledikçe bu hareketlerin yapıt boyunca dansçılar tarafından icra edilen koreografinin parçaları olduğunu fark ediyoruz. İkincisi ise; gösteride repliği olan tek karakterin müzayedenin mezatçısı olması. Ancak mezatçı sadece açık arttırmayı yönetmekle kalmıyor, o sırada sunduğu eşya etrafında gelişen sahnede gerekli olan kişileri oynuyor, konuşmaları ve metin okumalarını yapıyor, örneğin; fotoğrafçı Avedon’ı canlandırıyor, dostları tarafından Nureyev’e yazılmış mektupları okuyor, Nureyev hakkında SSCB hükümeti tarafından yazılmış raporu Rus aksanıyla İngilizce seslendiriyor, Nureyev ile hayatının aşkı Bruhn stüdyoda dans ederlerken aralarındaki çekimin artması ve sahnenin duygusallaşmasıyla o sırada arkada piyanoyu çalmakta olan kişiyi sahneden çıkarıyor. Bu noktada, bu rolü canlandıran Odin Lund Biron’ın olağanüstü bir performans sergilediğini belirtmem gerekir. Biron ABD doğumlu bir oyuncu, ancak 20 yaşında Rusya’ya giderek tiyatro öğrenimi orada görmüş ve 2013’ten beridir Sereberennikov’la gerek tiyatro, gerek opera, gerekse sinema projelerinde çalışıyor.
“Nurejew”in aynı zamanda sahne tasarımını yapmış olan Sereberennikov, yapıtın parçalı kurgusuyla eşzamanlı karşımıza çıkan katmanlı bir senografi hazırlamış. Bu katmanlılık; hem sahne mekanının Nureyev’in hayatındaki mekanları ard arda temsil etmesiyle, hem de tek bir sahnede duvarlara yansıtılan projeksiyonun, müzayede görevlilerin ellerinde geçit yapan eşyaların, dans edenlerin, koro ya da solist bir şancı ya da gömleğinin önü açık şekilde arp çalan müzisyenin görüntülerinin eşzamanlı olarak üst üste binmeleriyle gerçekleşiyor.
Sahne aynı anda hem müzayede salonu, hem Avedon’ın stüdyosu, hem de dans edilen bir mekan -başlarda Leningrad’daki Vaganova Bale Akademisi’nin bale stüdyosu, ilerleyen sahnelerde Paris’te bir kabare, sonra Paris Opera Balesi’nin bale stüdyosu ve sonda ise Paris Garnier Operası’nın sahnesi oluyor. Örneğin, yapıtı oluşturan parçalardan birinde; Nureyev’in onunla özdeşleşen balelerde giydiği kostümler teker teker açık attırmaya çıkarılıyor, o sırada arka duvarlara o balelerden siyah-beyaz kostüm içerisinde Nureyev’in fotoğrafları yansıtılıyor, Nureyev’i canlandıran balet ise teker teker her bir kostümü giyerek, o kostümün ait olduğu baleden sololar gerçekleştiriyor. Bu sırada çalan müzik o balelerin müzikleri, ancak birebir aynıları değil, bütünüyle gösterinin özgün müziklerine imza etan Rus bestecisi Ilya Demutsky tarafından üzerlerinde oynanmış halleriyle. Ama tabii eğer seyirci olarak biraz balenin tarihine ve ünlü yapıtlarına aşinaysanız, popüler olmuş melodilerinden ve hatta bazılarının ikonik koreografilerden, o baleleri tanıyabiliyorsunuz.
“Nurejew”in, Staatsballet Berlin yapımı olarak 2025-26 sezonunda 2000 seyirci kapasiteli Berlin Deutsche Oper'de gerçekleşen 12 kapalı gişe gösteriminin ardından 2026-27 sezonunda tekrar programa dahil edilmiş olması, yapıtın sanatsal değerinden daha çok, ilk paragrafta biraz anlatmaya çalıştığım kültürel ve politik arka plandan kaynaklanıyor sanki. Yoksa, sahnedeki Tom of Finland benzeri deri kıyafetli erkeklerin, drag queen'lerin, eşcinsel aşkın ve çırılçıplak bir Nureyev’in – Moskova ve dünyanın bir kısım ülkelerindekinin aksine, Batı’nın metropollerinde, hele de Berlin sahnelerinde ne skandal yaratma potansiyeli var, ne de yenilik. Hatta, klasik bale yapıtlarından “Giselle” ya da modern dönemden Kenneth MacMillan’ın “Mayerling”i gibi bir “anlatı balesi” türünde olan “Nurejew”in, her ne kadar Serebrennikov tarafından tahayyül edilmiş çağdaş ve heyecan verici bir sahnelemeye sahip olsa da, Possokhov imzalı koreografisinin genel olarak sönük, sıradan ve konvansiyonel olduğunu belirtmem gerekir. Örneğin, Possokhov gerek Vaganova Bale Akademisi dönemindeki klasik balede, gerek Kruşev dönemindeki kırmızı önlüklü, gri pantolonlu kıyafetler içinde Rus propaganda dansında, gerekse de Paris dönemindeki Batı’nın caz ve ardından kabare-burlesk müziklerine eşlik eden danslarda klişe koreografilerden yola çıkmış ve bunları çok da dönüşüme uğratmadan kullanmış. Possokhov genel koreografiyi kurarken de büyük ölçüde; simetrik grup portreleri, mükemmelleştirilmiş çizgiler ve gösterişli tablolar gibi anlatı balesinin klasik araçlarına yaslanmış. Özgürlük ve aşırılık üzerinden kendini yaratan bir figür, normalleşmeye direnen ve başkaldıran bir beden olarak Nureyev’i; onun mevcut kurulu düzen ile çatışmasını ortaya çıkarmak yerine, görkemli bir güzellik yaratan bu ezici imgelerle anlatmak biraz sorunlu sanki.
Bana göre “Nurejew”in gerçek anlamda etkileyiciliği ve çarpıcılığı üç sahnede kendini gösteriyor. Bunlardan ikisi, ilki gösterinin birinci, diğeri ikinci perdesinde; Nureyev’in sonradan dostları ve kendileri de ilerde ünlü dansçılar olacak olan iki erkek öğrencisinin (Charles Jude ve Laurent Hilaire’in) ve birlikte dans ettiği iki ünlü kadın meslektaşının (Alla Osipenko ve Natalia Makarova’nın) ona yazdıkları mektupların iç içe geçmiş şekilde sunucu tarafından okunması sırasında icra edilen sololar. Lirik, akıcı ve yumuşak koreografilere sahip bu sololar, Nureyev’in, çok yakınında olmuş olanlar tarafından nasıl algılandığının hem gerçekçi hem de samimi göstergeleri. Bunlar gösterinin seyirciye, Nureyev’i dans ettirmeden, Nureyev’in dünyasının kapılarını açtığı sahneler. Bu iki sahnede mizansen olarak ilginç bir tercih ise, iki erkek öğrenci için tek bir balet solosu, iki kadın meslektaş için de tek bir balerin solosunun tasarlanmış olması. Benim seyrettiğim akşamda “Öğrenci” başlığı altındaki ilk soloyu duygusal ve yumuşak bir icra ile Matthew Knight, “Diva” başlığı altındaki ikinci soloyu biraz sert ve keskin bir icra ile Aurora Dickie yorumluyorlardı.
“Nurejew”in bana göre belki de en çarpıcı sahnesi ise; Nurejev’in hayatının aşkı olan, genç yaşta kansere yenik düştüğü için de erken kaybettiği Erik Bruhn ile olan pas de deux’sü. Bu düette iki beden arasındaki yakınlık, koreografi açısından sadece teknik bir hassasiyet olarak değil, gerçek bir arzuyu, tutkuyu ve nihayetinde özlemi ifade edecek şekilde tasarlanmış. Bu pas de deux, Nurejev’i sadece bu sahnede değil bütün akşam boyunca benzersiz bir performansla canlandırmış olan Martin ten Kortenaar ile Bruhn’u canlandıran Cohen Aitchison-Dugas tarafından aynı duyarlılık ve hissiyatla icra ediliyor. Bu sahne bize Nureyev’in sadece bir ikon değil, ruhsal olarak kırılgan bir kişilik olduğunu fark ettirdiği gibi, “Nurejew”in de sadece, sıra dışı ve ünlü bir kişiliğin kuru ve görkemli biyografisi olmadığını kanıtlıyor.
_______________
* Opera bestecisi Richard Wagner, sanat dünyasına kazandırdığı “gesamtkunstwerk” terimini şiirden mimariye, danstan müziğe ve resime bütün sanat türlerinin harmanlandığı operayı tanımlamak için kullanmıştır. Terimin birebir Türkçe çevirisi “bütünsel sanat yapıtı”dır.




Yorumlar